Daha dün gibiydi geçen çocukluğum. Tahta arabalarımız, misket niyetine kullandığımız cevizlerimiz, boynuna ip bağladığımız küçük gıdilerimiz (köpek yavrusu), annelerin iki ağaç dalından çatıp yaptığı bez bebekler ve hiçbir zaman unutamadığım tahta abaram……..
Zamane çocuklarının önüne ne kadar oyuncak yığsanda, oynamıyorlar yahu….. Bir bıkkınlık var çocukların yüzünde. Sanki benimi kandırıyorsun ? der gibi bakıyorlar insanın suratına. Çok ilginçtir! o kadar oyuncakla oynamayan çocuk bir kibrit kutusu ile saatlerce oynayabiliyor. Belkide biz ne istediklerini bilemiyoruz. Yaratıcılıklarını körlüyoruz önlerine envai çeşit oyuncak koyarak.
Kıymet verilen değer ile biçilir. Belki çocuklarımız emek sarf edilen oyuncakları daha çok seviyorlar. Benim algım bu yönde oldu. Annemin iki ağacı çatarak yaptığı ve kız kardeşlerimin yardım ettiği bez bebekler hiçbir zaman ellerinden eksik olmadı. Annemin anlattığı “Bey oğlunun atları” masalı şu yaşıma geldim hala kulağımda. Belki ilginin bir neticesi. Şimdilerde olduğu gibi çocukları kreşe preslenmeye göndermediklerinden olsa gerek. Kıymet gösterilen ilgi, ayrılan zaman ve verilen sevgi ile alakalı………………. Selam Sana… yazısının devamı »

Son Yorumlar