Kategoriler

Manarga Resim Galeri

menar21.jpg menar9.jpg manarga5.jpg golet5.jpg menar14.jpg manarga4.jpg menar4.jpg golet2.jpg menar2.jpg menar1.jpg

Manarga Galeri İzle

Kurduğumuz hayaller

Küçükken küçücükken kurduğumuz hayallerimiz vardi hepimizin ne kadarı gerçek oldu ne kadarı kayboldu gitti büyümeye çalışırken. Büyüdüm hala hayallerim var küçükken bisiklet hayali kurardım şimdi çocuklarımla tatil hayali kuruyom. Ne kadar büyürsek büyüyelim hayallerimiz bitmiyor. Değişiyor ama bitmiyor. Ben bu hayal kurma olayını seviyorum bedavaya galiba ondan:))))

Birde şu var, hayal kurunca gerçekleşmese bile insan rahatliyor………………..
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin……..

İçinde kaybolmaktan korktuğum bahçelerin yerinde...

Dedeçam yeşilini renk renk villa tipi evlere bırakınca, terk edilmiş bir şehire bentzemenin yolunda hızla ilerliyor.

Her yıl bir kaç bahçe daha yok oluyor ve yerlerine yeni yeni evler yapılıyor.

…Onca konut onca ev, peki ya sahipleri nerede?

Verilen onca emek ve zahmetin karşılığı her yaz gelip bir ay orda kalmak mı?

Aklımın erdiği kadar kendimce bir analiz yapıyorum ve susadan başlayıp evleri ve kişileri saymaya başlıyorum. Sonra anlıyorum ki…. evlerin çoğu yazlık olarak kullanılıyor. Beton villa tipi evler çoğaldıkça içinde kaybolmaktan kortktuğum bahçeleri arıyor gözlerim.

Yorulunca gölgesinde bir soluk almak için oturduğumuz ağaç gölgelerini özlüyorum belki.

İçimde çoğalan evlerin aramıza koyduğu mesafelere isyan ediyorum.

Yeşile boğulmuş çocukluğum, betona esirmi düştü acaba?

istanbul

İlk başlarda sevememiştim buraları … Nedenini bilmeden..

Belki ilk defa dogduğum ve büyüdüğüm şehirlerden başka bir şehirde yaşamak zorunda olmamdan kaynaklanıyordu.

Geldiğimin ilk  gecesi  dönüş planları yapmaya başlamıştım bile yarı uyanık yarı uyur halimle.

Biliyordum zamanla sevecektim bu mevlana sehrini .

Zamanla…

Yürüyordum hergun aynı sarı yollarda yuruyordum .beynımde bi ton soru işaretıyle ..Ne yapacağım? Nasıl yapacağım? diye boğuşa boğuşa…

Biraz soluklanmak istedım ağzımdan ‘Keske bi boğaz havası olsada içime çeksem ‘ cıkıverdı..

ama heyhat burda boğaz ne  kelime göl bıle uzaktı…

O  an duraksadım..

ben İSTANBUL’u hiç sevmezdimki. istanbul yazısının devamı »

Manarga’ya Manifesto

Bir bütünlük arz etmek için yıllardır çaba sarf etmekteyiz. Köyümzde yaşayan veya köyümüzden ayrılmış fertlerin birlikte olabileceği bir ortam yaratmaktı amacımız. Yıllar boyu bunu amaçlayarak hareket ettik. Bir bütünlük oluşturmak ve Manarga ahalisinin dertleri, düşünceleri, fikirlerini bir araya getirip güzel bir oluşuma gitmeyi amaçladık.

Neden bir bütünlük arz edemiyoruz?

Çevre köy ve kasabaların oluşturduğu sıkı bağlar beni her zaman üzdü Manarga adına. Neden biz bu bağı kuramıyoruz?

Acaba birbirimizden mi nefret ediyoruz?

Yada aynı toprağın insanları birbirimizimi çekemiyoruz?

Çoğumuzun akraba olduğu bir köyde neden birbirimizden uzak duruyoruz?

Yakınlaşmalarımız bile neden çıkar için?

Hep sorguluyorum. Niye? bir araya gelemiyoruz. Neden? iki kelam edemiyoruz. Neden? iki satır yazı yazıp derdimizi anlatamıyoruz. Bizi ortak paydadan uzaklaştıran nedir?

Topraklarımıza karşı duyduğumuz özlemi neden birbirizime karşı duyamıyoruz. Halbuki çoğumuz akrabayız.

Bütünlüğü sağlayamadığımız müddetçe bir gövdenin parçalanmış haline benzeyeceğiz. Zaten görünende o………..

Korkuyorum bir nesil sonra özbenliğimizi unutacağız.

Tanımayacağız birbirimizi……………..

Kaybolacak akıllarımızda Manarga. Anlatamayacağız çocuğumuza haşr olduğumuz yerleri. Gösteremeyeceğiz belkide hısım ve akrabalarımızı. Parmaklarımız gösterecek yer bulamayacak.

Yüz yıl önce darmadağın olmuş topluluklara benzeyeceğiz, akrabalarımızı bulmak için.

Torosların eteğinde doğan bizler, şehirlerin sokaklarında kaybolacağız. Ve birbirimizden ilelebet haberimiz olmayacak.

Gelin bu soğukluğu kaldıralım. Kendimizden başlayalım ilk önce.

Manarga’nın birer ferdi olarak aramızdaki bağları sıkı sıkıya koruyalım. Görüşelim, konuşalım, yazalım, çizelim, üretelim…………………..

Fesadlığın, kinin, garezin olmadığı bir Manarga oluşturalım. Her ne kadar Manarga’nın dışında veya içinde yaşıyor olsakta.

Yeni nesillerle buluşturalım görmedikleri Manarga ile, sevgi ile, akrabalık ile…..

Büyük şehirlerin girift sokaklarını Manarga’ya değişmeyelim.

Gelin dostlar tanış olalım, iri olalım, diri olalım, bir olalım…….

Hayırlı bayramlar

Ramazan bayramınızı kutlar, hayırlara vesile olmasını diler, gönlünüze göre hoş ve huzurlu bayramlar geçirmenizi dileriz.

MANARGA SİTE YÖNETİMİ.

Manarga blog ödülleri

27.08.2008 den bu yana yayın hayatını sürdüren sitemiz bir yaşına bastı. Çabalarımız yazarlarımızın alın terleri, gönül pareleri ile doldu sitemiz. Hepsinin eline ve kalemine sağlık.

Blog sitemizin kalemşörlerine ödülle karşılık verelim dedik.

BEZGİN BEKİR ÖDÜLÜ: FAİK DURU

KALEME KÜSKÜN ÖDÜLÜ: BENSU GÜL

DERTLİ ŞAİR ÖDÜLÜ: EMEL

İRONİK YAZILAR ÖDÜLÜ: KAPTAN

İÇSELLİK ÖDÜLÜ: ETKA

YAZ ALLAH YAZ ÖDÜLÜ: KOCAREİS

OKU VE DERTLEN ÖDÜLÜ: ELMASİYE

SUSKUN YAZAR MANSİYON ÖDÜLÜ: ASTRA

Hafif tebessüm ettiren ödüllerimizi her yıl sürdürme gayesindeyiz.

Ödül alan yazarlarımız, yürekli yazışları ile zaten Manarga’nın gönül neferleridir. Ödülleri yüreklerine Manarga sevdalısı olarak zaten kazınmıştır.

Nice yayın hayatı dilekleri ile………………..

İster 1 milyar ol, sıfıra çarparsan sıfırlanırsın!

Son 6 yılda almış olduğum kararların hepsi yanlış çıktı. Hiçbiri de beni mutlu etmedi. En kötüsü de bu kararları hayatımı kurarken almış olmamdır. Tamam hayatta hata yapılır ama bu yıllarda yapılmaması gerekirdi, daha dikkatli olmam gerekirdi. Bir de o kararları alırken ne kadar inat ettim bilemezsiniz. Daha da kötüsü bu kararları özgür irademle aldım, kimse karışmadı, kimse zorlamadı, kimse müdahale etmedi, benim için doğru olanı yaptığıma inandım. Keşke müdahale etselerdi. En azından suçlayacak birilerini bulur vicdanımı biraz olsun rahatlatırdım. Tüm hataların sonuçlarını tek başına taşımak ve başkalarını da suçlayamamak ne kadar iç acıtır bilemezsiniz. Hayatımıza dair almış olduğumuz kararların doğru mu yanlış mı olduğunu niye 5-10 yıl sonra anlarız?Çok riskli bir iş…

Şimdi bana ne kadar zor gelse de tam tersi kararlar almak istiyorum, doğru değil yanlış olanı yapmak istiyorum. Doğrularım beni mutlu etmediğine göre belki en iyisi bu olsa gerek. Demek bu süreçte kendimi ne kadar az tanımış ne kadar çok hata yapmışım. İnsanın akıllı geçinirken kendisi için iyi olanı bilememesi ne kadar da ironik… Evet bu sefer yanlış olanı yapacam.

İster 1 milyar ol, sıfıra çarparsan sıfırlanırsın! yazısının devamı »

Manarga gezgini

Nihayetinde bir haftalık izine düçar oldum da Manarga’da soluğu alayım dedim. Naçizane kan çekiyor illa gideceğim.

Bir haftanın nasıl geçtiğini anlamadan geri döndüm. Duygularımı doyurmak mümkün olmadı bu süre içerisinde. Bu gidişle olmayacak da sanırım.

Uzun uzadıya gözlem yaptım. Sadece seyrettim, dinledim, kokladım Manarga’yı. Doyasıya, duygularımı bastırmadan.

Çepeçevre sarmış dağları tepeleri seyrettim. Zıtlıklar dolu olsada. Bir tarafta alabildiğine ağaç yumağı varken bir tarafı tamamen çıplak. Ovasının ortasında öylece ihtişamıyla duruyorlardı. Hani elleriyel göğü avuçlayavereceklermiş gibi. Yamaçlarından aşağı ilmek ilmek işlenmiş buğday tarlaları. Sanki bir tablodaki resim gibi. Yada bir nakkaşın nakışı gibi.

Havası soludum derin derin……………………………

Bir elmanın kokusu, bir eriğin güneşe gelin yanının kırmızılığı, toprağa yaslanan domates, harmandan gelen saman kokuları, yol kenarından akan suyun sesi, burçakların meltem rüzgazlarıyla raks ederken aşka gelip ninniler söylemesi……….

Sabahın erken saatteki loşluğu ve dinginliği, akşamın huzur veren karanlığı, öğlen güneşin çılgın sıcaklığı…………………..

Manarga’da doyuma ulaşamadığım bir gizem ve güzelliğin içinde buldum kendimi. Orada yaşayanlara klasik gelen, ama benim için ilkler olan bir ziyaret daha yaşadım. Çok güzeldi.

Her gidişin bir dönüşü vardır. Manarga’ya dönüş vuslattır.

Manarga Türk Boyları

Yazır
Yazır

Manarga ve çevresine yerleşen Türk boylarını irdeleyeceğiz bu yazımızda. Manarga çevresine ait yazılı kaynak çok ender olduğundan evvela Türkler ve Anadolu ilişkisini ve sonra Yalvaç ve Şarkikaraağaç çevrelerine yerleşmelerini anlatmamız daha yerinde olacak. İnşallah daha sonra Manarga tarihine elimizden geldiğince anlatmaya çalışacağız. Şimdi Türklerin ilk yaşadığı yerler ve Anadolu’ya gelişi ve bugün yaşadığımız yerlere hangi boyların yerleştiği konusuna kısaca değinmekle başlamak en iyisi olacak.

 Oğuzlar’ın (Türkmenler) anavatanı orta Asya idi. Orta Asya’da Sır ırmağı ve Aral-Hazar denizi kıyılarına kadar uzanan geniş bir yaşam alanları vardı. Oğuz iline TALAS, Aral-Hazar denizleri arasınada Oğuz Çölü denirdi.

Oğuzlar Göçebe, yarı göçebe ve yerleşik olarak hayatlarını idame ettirirlerdi. Yerleşik düzende, YENİ KENT, ATLIH, ŞALÇI, ORDU, BALAÇ…. gibi şehirleri mevcut idi. Dilleri Türçe idi.

OĞUZLARIN ANADOLU’YA GELİŞİ

Oğuzlar 1071 Malazgirt savaşı ile Anadolu’ya ayak bastılar. Malazgirt savaşı ile Anadolu’nun doğusunu ele geçirdiler. Anadolu Selçukluları devrinde Kayseri, Ankara, Bolu, Eskişehir dolayları ve Güney Ankatya’yı ele geçirdiler. Daha sonra ise Tüm ege Selçuklu himayesi altına girdi. Bu yıllarda Anadolu Selçukluları Oğuzları Obalar halinde Anadolu’nin her yerine yerleştirmeye başladılar. 11 yüzyılda, en kalabalık Türmen oymağı, Anadolu’ya yerleştirilmiş oldu. Anadolu’ya ikinci büyük Türmen göçü, 12 yüzyılda Harçlı seferleri sırasında oldu. Horasan’dan gelen Türkmenler Anadolu Serçuklularının hizmetine girdi. Üçüncü büyük göçüde Moğullar’dan kaçanlar oluşturdu. (Isparta Tarihi-Mustafa Koç)

Manarga Türk Boyları yazısının devamı »

Mapus Çocuk

Anlamadığım izahını veremediğim bir kargaşanın içinde buldum kendimi. Korkuların içinde yoğruldum. Kimileri kabusum oldu, kimileri yürek yaralarım. Evet çocukluğumun kara lekesi 1980 darbesini anımsadım son olaylardan sonra. Evet 1980 darbesi………

Anlamını veremediğim ve bağdaştıramadığım bir olgu buldu çocukluğumda beni. Yasak, ölüm, açlık, kıtlık………………..

Çocukluğumda beynime paslı bir mıhı çaktılar…………..DARBE.

Çok küçük olmama rağmen hatırladığım olaylar bütün hayatımı etkilemeye yetti. Ve halen devam ediyor etkileri.

Sekiz on arkadaş evimizin bahçesinde oynarken, bir insanın çığlığı üzerine irkildik. Hemen gayri ihtiyari çığlığın geldiği tarafa yöneldik. İlk gördüğüm manzara kafamdan hiç çıkmaz. Yerde yatan bir adam. Tam göğsünden vurulmuş. Elleriyle yeri tırmalıyor ve bağırıyor su diye. Ve bir anda bütün çocuklar dağılıyor. Ben ve vurulan adam kalıyoruz sokakta. Adam hala su diye bağırıyor. Ben adama bakıyorum. Adam su su diye ölüyor. Korkudan kimse kapısını açıpta adama son anlarında bir bardak su veremiyor. Darbe….. Belki yüreklere

Mapus Çocuk yazısının devamı »